İkiye ayrılan bir yolun başındasınız ve hangi yoldan gitmeniz gerektiğine karar veremiyorsunuz aslında gitmeyi istediğiniz yolu biliyorsunuz ama bu kararla neleri arkada bırakacaksınız, kimleri kıracaksınız, kimler ne der, ne olur... Hep başkalarının mutluluğunu düşünerek sizi mutsuz eden kararlar vermediniz mi ? Ben hep öyle yaptım , aman kırılmasın, aman mutlu olsun, aman kötü olursa laf etmesin... Başkalarının hayatını yaşadım hep. Ama zaman geçtikçe içime kaçtım, mutlu olmayı, kendim için bir şeyler yapmayı unuttum.
Hep ani bir karar sonucu hayatını değiştirip sonsuza dek mutlu yaşayan insanların hikayelerini okuyup nasıl diye sordum.
Bu yazıya ilham veren bu haftanın gündemi Nil Erkoçlar oldu. Düşünün yıllarca başka bir yaşamda sıkışıp kalmış ve birden net bir karar vermiş hemde nasıl büyük, nasıl cesur bir karar, Herkes konuşuyor herkes yorum yapıyor, "Ne saçma" , "insan neyse odur", "bu ne şimdi", "böyle saçma şey mi olur"bir sürü yorum bir sürü konuşma . Kimse de durup bir an düşünmüyor... Kim kendini böylesine zor bir sürece bile isteye sokar kimse durup ta kendini onun yerine koyamıyor Eğer gerçekten böyle olmasa böyle cesur bir kararı nasıl verir. Ufacık kararları bile nasıl zorlanarak verdiğimizi düşünsenize.
Evet sadece yazıma ilham olmadı aslında Nil Erkoçlar hayatımda bir değişiklik yapmak içinde ilham oldu. Onunki kadar cesur bir karar olmasa da hayatım adına cesur bir karar. Yanlış yada doğru bir şeyler sizi mutlu etmiyorsa dik durun ve iç sesinizi dinleyin sizi mutlu eden yoldan gidin...




